erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

benim aşklarım hep seksle başlar.

yine günlerden bir gün -bugün- işe geliyorum, kendi kendime ekşi itiraf.com yaparken şunu farkettim ve dedim ki oh yeah bebeğim bugün bu konuyu yazayım.

sex vs love modunu biliriz. bilirkişiler - yaş ortalaması 17 olanlar- pek seviyorlar bu fuckbuddy muhabbetini. ama konu bu değil bunu ztn aşağılarda bir yerde yazmıştık. (tık kim acaba ben ve saz arkadaşlarım!)

iğrenç, bir o kadar ilginç bir huyum var ki kadın kısmında olur mu pek bilemiyorum, zira bizim kadınlarımız çoğunlukla göster ama elletme, ellet ama bahsetme, bahset ama sonra kesinn inkar et konusunda uzman. neyse bende durum görüldüğü üzere biraz ters işlio. bu aralar daha kurak olsada topraklar her daim bir aksiyon var. birkaç yılın -9- birikimi ışığında şunu farkettim ki; ben aşık olduğum (aşk ne yeaaa) adamlarla yatmıyorum. yatıyorum adama aşık oluyorum.

şimdi bunu sülük herifler yazısındaki sülük kadınlar klasörüne koymayın.
adamı barda görüp eve getirip, üstüne de hadi yiğidim sana bi kahve yapayım olarak algılamayalım, lütfen ama!

adamdan hoşlanıyorum, evet bir şey var ama yatana kadar adını koymaktan kaçınan taraf ben oluyorum genelde. mahmut ve ahmet eşit derece hoşlandığım, flörtün dibine vurduğum insanlar ve hatta mahmut tipik bir husband material diyelim ki.

mahmut yattık biz neyiz? olmuyor. mahmutla yattığımda yeterli verimi alamadıysam vasat bir seks hayatımız olacağı zaten belliyse mahmutu öpüp, boş kaldığım zamanlarda arayacağım listesine atıyorum.

ama diğer yandan sevgili ahmetle çarşafları yakıyorsak oowww bebeğim işte o zaman ahmet e bir oynamak bir oynamak öyle böyle değil.

muhtemelen birçok hatunda vardır bu durum önceliğin ne olduğuna göre de değişir.
bana evlilik pms zamanlarında sempatik görünüyor o da zaten ayda yılda bir onun haricinde daha bir cabbarım. - cabbar deyince sizinde gözünüzde böyle bıyıklı tesbihli fln bi tip belirmedi mi? valla öyle değilim yıllardır özenle lazerlere para döküyorum, bildiğin cillop amaaan neyse karıştı yine-

aslında adamlara da yazık şu noktada şöyle bi düşününce yatak performansına göre puanlamaya tabii tutulup, ciddiyetine o noktada karar veriliyor.

diğer yandan cidden oh bebek yatakta süperiz diyerek 3 yıl gitmiş bir ilişkimin oluşu, adamın evlenmeye göz kırpıp benim kaçışım çok daha ilginç bir macera sanırım. bilemedim.

aşk+seks güzel aşkın nolduğu konusunda bir fikrim yok ben daha hormonel düşünüyorum yani düşün penisim olsa neler yapabilirim şu hayatta?!!!
duygusal boyut çok daha farklı diyenlere evet haklısın katılıyorum sana puanım 9 kanka diyebilirim. ama bi düşünün nolur ya seks gerçekten iyi değilse o ilişkinin iyi olabilme ihtimali nedir?!

Liste Erkekleri: Ütopik Prototipler

Liste erkeklerini bilirsiniz ya da bilir misiniz? gerek hollywood'un, gerek masalların hatta farkında olmadan babalarımızın gayri ihtiyari bize ittirdiği olmazsa olmazlar.
iyi eğitim, iyi aile, iyi iş, iyi karakter... tabii ipi kopardığımızdan beri iyi seks, iyi aşk, iyi giyim, iyi bilmem ne(ler).

Şöyle bir aşk hayatıma baktığımda istatistiki pek bir durum yok. adamların hepsinin ortak noktası benim. karakter, kariyer, tip, müzik zevki hepsinin birbirinden alakasız. tsm dinleyeni bir yandan chillout dinleyeni bir yandan metal dinleyeni bir yandan hatta cengiz kurtoğlu falan dinleyeni en başka taraftan dahil olmuş dönem dönem.

Sizi bilemem benim için eğitim, kariyer -başarıyı çekici bulanlardanım ben-, aile -anneye saygıda kusur etmesin ana kuzusu da olmasın/ aile de üni. mezunu olsun bilmem ne-, müzik zevki- temelde aynı şeylere meyil edelim-, politik görüş - farklı noktalarımız olsa da bunda da temelde bir olalım vs vs... absürd takıntılarım var. hak veren olur olmaz onu bilemem benim blogum nasılsa bu gelişine güzel yazarım.

Listede ki her özellik artı puan verir adama. lisede, hadi evlilik meraklısı değilseniz ya da benim gibi aa bu iyiymiş deneylimcilerden değilseniz biraz dikkat edersiniz bu listeye. yavaş yavaş mezuniyetti, işti derken daha bi gözünüze batar bunlar, her eksi alan hane daha çok soğutur adamdan.

bir yandan kurulan aşağı yukarı bir erkek/ilişki prototipi var diğer yandan adama hissedilen karşı konulmaz çekim. biraz allak bulak eder kafayı.

benim prototipin vücut bulmuş halini yıllar önce buldum ben. yok aşık olmadım olduysam da hala inkar ediyorum elimden de kaçırmadım efsane aşkta yaşamadım. kendisiyle 3 ay zorunlu olarak takıldık. neden zorunlu abi yurtdışında yaşıyordu zira. LDR'a olan aşkımı anlamadıysanız tekrar söyliim bana göre uzun mesafe ilişkiler saçmalıktır. yürütene saygım sonsuzsa da ben bir tarafıma güvenmiyorum. (bu abiye bir ara geri dönücem) neyse...

geçenlerde öyle biriyle tanıştım, liste açısından pek iyi özellikleri yoktu beni tatmin etmiyordu en azından. ilk ciddi buluşmamızda zaten pek bir çekim olmadığına da karar verip evet listeye uygun değilse zaten ''klik'' etmeyiz de dedim kendi kendime.

hala emin değilim, birçok şeyimiz uymasına, gelecek vaadetmesine rağmen 'klik' etmedik mi yoksa saçma -ki bana göre çok mantıklı- takıntılarım yüzünden mi 'klik' edemedik...

Sanırım her seferinde bu sefer listemin dışına çıkmicam dememe rağmen hep burnumu bir yerlere sokuyorsam benden de bir halt olmaz.

Şöyle bir yer istiyorum, ''uğraşmanıza, yontmanıza gerek yok, istediğiniz erkek tam da burda alın gidin %100 müşteri memnuniyeti'' mottosunu benimsemiş bir market. imkansızı istiyorum değil mi? bence de kesin öyle...

Aslında mükemmel erkek/ilişki peşinde de değilim. Kafamdaki adam nerede? onu bulamıyorum sadece.

duvara karşı: fuckbuddy

fuckbuddy kavramı almış başını giderken kimi tü kaka deyip, kimi aman hacı süper moduna girerken, e kızlarımızın çoğu ay çok leeeş kıvamındayken bende bir şeyler karalamadan duramadım, nağmelere doyamadım.

tabii sevişmiyorsanız diyecek bir şeyim yok lakin eğer ki vakti zamanında sevişmelere doyamadıysanız, karşılıklı fikir(!) alışverişlerinden hoşnutsanız kendinizi nadasa bırakmak ama isteyerek ama şartlardan zorlamaya başlıyor bünyeyi. böyle bir sinir harbi, böyle bir memnuniyetsizlik, böyle bişiler falan. çekilmez, iğrenç kadınlara dönüyorsunuz. ahlak kumkuması olanlarda ''yavru bi sevişte kendine gel'' demiyor.

fuckbuddy olayına gelirsek, eskiden adı fuckbuddy değildi tabii bunların ''ilişkimiz belirsiz''ci adamcıklardı bunlar, ilişkiye asla hazır olmayanlar. halbuki ben gerçek mutluluğu gülüyoruz, eğleniyoruz, sevişiyoruz ötesine katlanamamcılarda buldum. tabii duygusallığı da bir köşeye fırlattım.

fırlatışlar, her zaman o kadar kolay olmuyor. arada tutulduğum, arada acaba çift olaydık mik-kem-mel olmaz mıydık diye düşündüklerim olmadı değil. sevdiceklerin en uyuz benim en sevdiğim huyum herhalde olmayacak ortamdan, adamdan bir şekilde uzaklaşmam. 1 haftalık mazoşitlik sınırındaki acı çekmeden sonra doğan güneşe dönmem, öyle bir sessizlik, öyle bir başlangıç aşaması, fingirdemelere doyamama durumu...

konu bu değil aslında, konu bu kadar boka batırılan fuckbuddy müessesi. klimalı aile salonu tadında bir kavram bu aslında. bir adama kendini, çevreni vs tanıtmak istemiyorsun ona mecalin yok, kıskançlıklar, karşılıklı yontma işlemleri için de şevk yok.

sonuçta zamanında sevişilmiş, duvardan duvara vurulmuş, gayet iyi anlaşılan,eğlenilen ama olmayacağını bildiğin bir adet ex alıyorsun ya da sevişilmiş, doruklara tırmandırmış ama uzun vadede işe yaramaz birini alıyorsun
bir iki muhabbet, bir iki orgazm, bir iki orgazm sigarası, sonra keyfe göre yatıya kalıyor ya da evden sepetleniyor. pijamalarını çekiyorsun, dondurmanı alıyorsun oturup dizini izliyorsun. sinir stres artık yok. muhteşem bence.

arkalardan bir iki nağme duyar gibiyim, ama o sana çiçek almicak, ama o sana sarılmicak seviştikten sonra fln diye... benim için sıkıntı yok. zira erkeklerin olay sonrasında bana dokunmasından, sarılmasından nefret ederim yatakta oturup ıvır zıvır geyik yapmak, bir sigara içmek ya da ne biliim kıçını dönüp yatmak daha güzel geliyor bana. çiçek zaten alınmasın hiiiç dert değil. kendime istersem alırım 3 gün sonra solup atmaya kıyamicam bir köşede çüricek bir şey için masraf gereksiz. (yine de şu meyve sepetlerine tav olabilrim bak.)

velhasıl, fuckbuddy candır. geçen gün geldi kendisi oturduk bir iki bir şey içtik muhabbet ettik, olay sonrasında yayılıp, piyasaların durumunu tartışırken 2 sigara tellendirdik, duşa girdik, iki muhabbet sonra evden çıktı. yaptım kahvemi aldım çikolatamı oturdum grey's anatomy izledim. hayatımda huzurlu olduğum anlardan biriydi. minik kedi bacaklarıma dolanıyor, bir boxer bir tshirt oturuorum sıfır tasa.
fuckbuddy candır can!

aldatmak ya da aldatılmak: bildiğin gibi değil.



amy abla you know i'm no good parçasını icra ederken bende şu düşüncelere gark oluyorum: dürüst olmak ya da olmamak, bile bile ladesin önlenemez heyecanı.

şu sıralar takıldığım ex sevgili - ki bu da başka bir başlıkta ayrıca incelenecek- vakti zamanında benimde yaşamış olduğum gibi her sevgilisini neredeyse zilyon kez aldatmış olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşamakta. ortaya dökmekte de hiçbir sakınca görmemekte.

zamanında bende aynı boku yedim biliyorum. kimse bir ilişkiye ben bu herifi/kadını garanti boynuzlarım diye başlamaz tabii, hasbel kader aldatmak/aldatılmak boktan bir durum. ikisini de o kadar çok yaşadım ki... yazıya başlarken düşündüğüm konu bu değildi ama konu kendini seçti. aldatmak/aldatılmak üzerine zırvalayalım biz de biraz.

şunu hiç anlayamam mesela ne erkeklerde, ne de kadınlarda, aldatılmaktan ölesiye korkmak. köprüleri atmak, kapı önüne koymak, eline geçirdiğin ilk vazoyu herifin kafasında kırmak, kadına o hırsla bir tokat atmak, sinsice planlar kurup kör kuyulara düşürme girişimlerinde bulunmak... bana nedense çok gereksiz geliyor. sinirlenilen şeyin ne olduğunu da pek anlayamıyorum.

lisedeyken aldatılmalarımın nedeni -kürkçü dükkanına dönerken söylenen bahaneler- bakire olmamdı. o dönem ki erkek arkadaşlar kendilerince beni 'sikemeyeceğinden' bahsediyordu. bu zaten başlı başına problem, 'insan sevdiğini siker mi?!' sevişmek değil, seks değil, illa ki bir tu kaka durum.

yıllardır diyorum, seks pis değil, kaka hiç değil. dünyanın en zevkli şeyi, aşık olunan adamla ayrı zevk, sadece teninin istediği bir adamla da muhteşem bir zevk. hiçbir zaman 'namuslu' görünme derdinde olmadım, iyi aile kızını oynayıp binlerce dolap çeviren kızlara da bir o kadar uyuz oldum. neyse. konu dağıldı yine.

ne diyorduk lise yıllarında aldatılmak buydu. ben bakireydim, kimse de ben sana bu kötülüğü (!) yapmak istemiyorum, sen benim için özelsin, ama erkeğim ihtiyaçlarım var durumuydu. e tabii serde saflıkta var, ilk heyecanlar falan. yiyorsun da bunları, yediriyorlar.

büyük konuşurdum, aldatacağıma ayrılırım. bunu yapanlara büyük saygım var helal olsun da ben onlardan değilim maalesef.

zaman geçtikçe e tabii bir de kendimizi şehvetli kollarda, pozisyondan pozisyona koşarken bulunca işin içine ego denen nane girdi.

her hayata giren erkekten bir şeyler öğrenildi, doğal yetenekler itinayla ortaya çıkartıldı. aldatılmak, lisedeki gibi gözü yaşlı bırakan bir şey değil, sinirden gözün kararmasına yol açan bir kılığa büründü.

- e hani muhteşemdim yatakta mahmut, bu ne şimdi? o sürtükle işine ne?!


aldatmakta bunun gibi bir şey, hele bende ve çevremdeki bir kaç iyi çıtır kızda gördüğüm sorun mu var, kavga edelim, konuşalım, çözelim üzerinde yürüyor işler. e sen yürütüyorsun da karşı taraf napıyor acaba. karşıdan bir çaba görmeyince bir haller başlıyor. sevdicek seni beğeniyor belki, aşkına, sadakatine bıdı bıdısana inanıyorsun belki, bütün bunların yanında da çarşafları yakan döneminiz geçmiş olsa bile hala başarılı bir seks hayatı da var. yetmiyor yetmiyor.

klasiktir. kadınların aldatması daha azdır ama daha tehlikelidir. kadınlara yüklenmiş böyle duygusal bir misyon var. içten içe kadınların dünyaya yaydığı bir tez olduğunu düşünüyorum bunun.

- mahmut boynuzu yedin ama sor bi neden yedin?! sen bunu yapmaya ittin beni. (hıçkırıklar)

kadınlar da sadece seksin peşinden gidebilir, onlar da hayatlarındaki adama değer verdiği halde kurtlanıp başkalarıyla beraber olabilir, onlarda dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak istemeyebilir. olabilir bunlar.

şöyle bir bakınca hep bir bahane uyduruyordum aldattım ama neden?! canım istedi. aldatmak güzeldir demiyorum, kaka o. ama başkasıyla flört ettiğimde, yattığımda ya da kahve içtiğimde vicdan azabı çekmiyorum en azından şuana kadar çekmedim. hayatımda olan adamların da hiçbiri farketmedi aldatıldıklarını. kesin çıkar birileri sende aldatıldın belki bilmiyorsun, hoş mu bu yaptığın der.
bende derim ki ona; haklısın, yaptığımı meşrulaştırmıyorum. ama yaptım, yine olsun yine yaparım. istedim yaptım, hesabını kime ve niye vericem.

ha şu da var tabii yakalanmış olsaydım aynı şekilde mangalda kül bırakır mıydım bilemem. ama yakalanmamanın verdiği haz, sadece anlık bir kaçamak kötü de hissettirmiyor insana. bilinmeyen şey, karşı tarafı üzmüyor da.. hayatımız mutlu mesut devam ediyor ve bir noktada başka sebeplerden ilşikiler noktalanıyor.
içten içe aldatmayacağım bir adam arıyorum, benim bu damarımı uyandırmayacak birini. hala gelmedi, bekliyorum.

bir de her sevgili adayının sorduğu meşhur cümledir. 'hiç aldattın mı?', namuslu pozuna bürünmediğimi söylemiştim. evet diyorum aldattım tadını biliyorum. neden hiç aldatıldın mı diye sormuyorsun. egomun aldığı yara seni ilgilendirmiyor çünkü, senin egona ne zararlar verebileceğim ilgilendiriyor seni. e öyle başa böyle tarak bebeğim. ben senin geçmişini kurcalamıyorum bırak geçmişte kalsın, sen benimkini niye deşiyorsun!?

ex sevgili mi? onunla da bir ipte iki cambaz sekiyoruz şimdilik. flörtün dibine vuruyoruz. yıllar önce lisede yaşanmamış yatak maceramızın nasıl sonuçlanacağına dair bir iki tahmin yürütmeye çalışıyorum.

this is the time of the revolution.

infected mushrooms'un başka bir mesai günümde kulağıma fısıldadığı nağme olan converting vegetarians ile açılışı yapmış bulunuyorum. bir iki blog girişimine tam adapte olamadığımdan bunu sonuncusu olarak görüyor ve umuyorum. yoksa zaten bu blog aleminde tutunamam deyip başımı alıp kaş'a yerleşip domates falan ekeceğim. evet. o halde başlıyoruz efem.

ilişkiydi kadındı erkekti hepimizin bildiği ıvır zıvırlar üzerine potpuri oluştaracağım. iyi seyirler.

paylaştıkça güzelleşiyorum

Bookmark and Share